Ah, Romeo! Neden Romeo’sun sen?

 
 
Eraslan Sağlam

“Dadı rolünü özellikle çıkartmadım. Onu da bir aile büyüğünüzden rica edin. Korkmayın, kafanıza yiyeceğiniz tava ya da terlik benzeri nesneler rol gereğidir!”

Hikmet Körmükçü
gibi dahiyane bir tiyatrocuyu hala izlemediyseniz Romeo ve Juliet bunun bir fırsatı olabilir. İzledikten sonra müptelası olacağınıza eminim. Düşünü ki Romeo ve Juliet gibi bir oyun hakkında yazarken, ‘dadı’ rolüyle yazıyı başlattırabilecek kadar iyi bir oyuncu!

Onun gibi ustaları takdir etmek benim gibi çömezlere düşmez zaten!

Ama...

Öyle bir oyuncu düşünün ki ilerleyen yaşına rağmen olağanüstü enerjisiyle yaşıtlarımı çileden çıkarabiliyor. Romeo ve Juliet oyununu okuduğunuzda yan rol gibi duran dadı, oyunu izledikten sonra aklınızda en çok kalan karakter oluyor. Öyle bir virtuoz düşünün ki kahkahadan karnınızı tuttuğunuz anda, hüzünden de gözyaşınızı tutmaya çalışıyorsunuz. Bu ikisi nasıl oluyor da bir araya gelebiliyor diye sormayın. O da onun ustalığı...

Bu yazıda diğer rollere, rejiye, tasarıma değinmeyeceğim. Çünkü bu sevgililer gününüzü kutlayacağım bir yazı... Ama sahne sevgilisi Hikmet Körmükçü’yü de anmadan olmazdı.

Sevgi, sevgililik, aşk, meşk üstüne bir yazı yazmaya oturduğumda yüzüm kızardı. Çünkü bundan beş yüzyıl önce İngiliz oyun yazarı ve şair William Shakespeare ( 26 Nisan 1564 – 23 Nisan 1616 ) söylenecek sözlerin en alalarını söylemiş. Gerek soneleriyle ( Talat Sait Halman çevirisini öneririm ) , gerekse oyunlarıyla ( Sabahattin Eyüboğlu, Orhan Burian ve Özdemir Nutku çevirilerini öneririm ) ...

Gelelim sevgililer gününe!

Bence bu yıl erken bir kutlama yapın ve bu akşam sekiz buçukta, yarın üçte ve sekiz buçukta ya da Pazar günü üçte – hangisi size uyuyorsa artık – sevgilinize Romeo ve Juliet ısmarlayın! Yer: Şehir Tiyatrosu’nun Kağıthane Sadabad Sahnesi...

Ya da ona Shakespeare’in sonelerini hediye edin. İçlerinden birini ezberleyip ona söylemek koşuluyla... ( Gözünüz korkmasın, kısa şiirlerdir bunlar! )

Bu da mı zor geldi? Alın size hazır yemek:

Romeo ve Juliet’in meşhur ‘balkon’ sahnesi! Pazartesi karşılıklı okuyun bakalım! Bakalım Shakespeare’le birlikte hayatınızda, ilişkinizde neler değişecek...

NOT: Dadı rolünü özellikle çıkartmadım. Onu da bir aile büyüğünüzden rica edin. Korkmayın, kafanıza yiyeceğiniz tava ya da terlik benzeri nesneler rol gereğidir!

Romeo:

Yarayla alay eder yaralanmamış olan.

(Juliet yukarıda pencerede görünür)

Dur,şu penceren süzülen ışık da ne ?
Evet orası doğu, Juliet de güneşi!
Yüksel ey güneş, öldür şu kışkanç ayı,
Bak nasılda sararıp soluvermiş Tanrıça kederden
Sen ondan çok daha güzelsin diye
Kıskandığı için vazgeç ona bağlılıktan
Sayrılı ve toydur bakirelik giyisisi.
Soytarılar giyer bunları ancak
Sen çıkar bu giyisileri, at üzerinden
Kadınım benim ah benim sevgilim bu !
Ne olur ah bilseydin sevgilim olduğunu!
Konuşuyor, ama bir şey de demiyor;
Ne çıkar, anlatıyor ya gözleriyle
Karşılık vereceğim ben de!
Amma da yüzsüzüm, konuştuğu ben değilim ki.
Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,
Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan:
Biz dönünceye dek siz parıldayın diye.
Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde
Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı
Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.
Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte
Gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı.
Bak nasıl da dayamış yanağını eline!
Ah eline giydiği eldiven olaydım da
Dokunaydım yanağına.


Juliet:

Aaah!

Romeo:

Konuşuyor. Ey parlak melek konuş yine!
Sen göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye;
Cennetin kanatlı ulağısın başımın üstünde,
Tıpkı ölümlülerin hayretle açılan gözlerine göründüğün gibi.
Tembel bulutlara binip uçarken o havanın kucağında,
Onu seyreden insanlar gibi hayranlıkla,
Öylece bakıyorum ben sana.


Juliet:

Ah,Romeo! Neden Romeo'sun sen ?
İnkar et babanı, adını yadsı!
Yapamazsan, yemin et sevdiğine
Vazgeçeyim Capulet olmaktan ben.


Romeo:

(kendi kendine) Daha dinleyeyim mi, yoksa açılayım mı ona?

Juliet:

Benim düşmanım olan adındır yalnızca
Sen sensin, Montegue olmasan da.
Hem Montegue nedir ki? Ne eli bir erkeğin,
Ne ayağı,ne kolu ne yüzü ne de başka bir parçası.
N'olur başka bir ad bul kendine.
Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile,
Kokmaz mı aynı güzellikte ?
Romeo'nun da adı Romeo olmasaydı
Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı.
Romeo, bırak, at bu adı! Senin parçan olmayan
Bu ada karşılık al bütün varlığımı.


Romeo:

Alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek.
''Sevgilim'' de ki, vaftiz olayım yeniden,
Romeo değilim bundan böyle ben.

Juliet:

Kimsin sen? Böyle geceye gizlenerek
Sırrımı öğrenmeye gelen kim ?


Romeo:

Bilmem nasıl söylemeli kim olduğumu
Bir ad kullanarak! Ey güzel ermiş,
Nefret ediyorum adımdan ben de
Sana düşmandır diye.
Ben yazmış olsaydım, şimdi yırtar atardım onu.


Juliet:

Daha yüz söz bile içmedi ağzından kulaklarım,
Ama bu sesi tanıyorum:
Sen Romeo değil misin? Montegue'lerden hem de


Romeo:

Ne oyum ne öbürü güzel ermiş,
Hoşlanmıyorsan eğer.


Juliet:

Nasıl geldin buraya söyle, hem niye ?
Bahçenin duvarları yüksek zor aşılması,
Kim olduğunu düşün bir de,
Mezar olur sana bu yer, bizden görürlerse.


Romeo:

Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları,
Durduramaz çünkü sevgiyi taştan sınırlar;
Hem aşkın isteyip de başaramadığı ne var!
Engel olamaz bana bu yüzden akrabalar.


Juliet:

Bir görürlerse, sana kıyarlar

Romeo:

Hayır, daha çok tehlike saklıdır senin gözlerinde
Onların yirmi kılıcından! Tatlı bak yeter;
Korur beni onların düşmanlığına karşı

Juliet:

Dünyada istemem burada görünmeni

Romeo:

Saklar beni onlardan gecenin pelerini;
Kimileri hayatıma son versin ne çıkar, yeter ki sen sev beni;
Geç ölmektense senin sevginden yoksun
Yaşamıma son versin kinleri daha iyi


Juliet:

Kim yardım etti sana burayı bulman için?

Romeo:

Aşk yardım etti, aramamı fısıldayarak;
O bana akıl verdi, ona göz oldum ben de.
Denizci değilim ama uzak denizlerde yıkanan
Uçsuz bucaksız kıyılar kadar uzak olsan da sen
Sana ulaşmak için açılırım denizlere.


Juliet:

Biliyorum gecenin maskesi var yüzümde,
Olmasaydı eğer ,duyduğun için demin söylediklerimi
Nasıl kızardığını görürdün yanaklarımın.
Çok isterdim ah bir güzel uyup göreneklere
Demin söylediklerimin tümünü inkar etmeyi!
Ama uğurlar olsun görgü kurallarına.
Seviyor musun beni? ''Evet'' diyeceksin, biliyorum
Sözüne güveneceğim ben de; ama yemin edeyim deme,
Belki de tutamazsın; Zeus alay edermiş, derler
Sözünü tutamayan aşıklarla.
Romeo beni seviyorsan söyle bana açıkça
Kolayca elde edilmiş sanıyorsan beni eğer,
Çatayım kaşlarımı, naz yapıp ''Hayır'' diyeyim sana,
Yoksa dünyada yapmam öyle bir şey.
Doğrusunu istersen güzel Montegue,
Çılgınca seviyorum seni; belkide bu yüzden
Hoppaca buluyorsundur benim hareketlerimi;
Ama inan sevgilim daha bağlı olacağım sana
Daha kurnaz olup da çekingen olanlardan.
İtiraf edeyim ki daha çekingen davranmalıydım,
Ama farkına varmadan ben seni sevdiğimi
Ağzımdan işitmişsin. N'olur bağışla beni,
Hafifliğe yorma sakın
Karanlık gecenin açığa vurduğu çaresizliğimi.


Romeo:

Sevgilim şu meyve ağaçlarının tepelerini gümüşleyen
Kutsal ayın üzerine yemin ederim ki...


Juliet:

Hayır! Yemin etme karasız ay üzerine sakın;
Yörüngesinde her gece yön değiştiren ay gibi,
Değişken olur sonra senin de aşkın


Romeo:

Ne üstüne yemin edeyim?

Juliet:

Hiç yemin etme; ama ille de edeceksen,
O tanrı bilip tapındığım
Sevimli varlığın üstüne et yeminini
Ben sana inanırım


Romeo:

Eğer yüreğimdeki sevgi...

Juliet:

Dur yemin etme
Senin varlığın bana sevinç veriyorsa da
Sevinç duyamıyorum bu geceki anlaşmadan;
Pek acele birden oldu düşünüp taşınmadan ;
Daha çaktı diyemeden çakıpta kaybolan
Yıldırıma benziyor.Tatlım iyi geceler!
Bu sevgi tomurcuğu öbür görüşmemizde,
Yazın olgunlaştıran soluğuyla dönüşebilir güzel bir çiçeğe
İyi geceler! İyi geceler! Yüreğimde ki dinginlik ve huzur
Dolsun senin gönlüne de!


Romeo:

Ah sana doyamadan mı bırakacaksın beni böyle?

Juliet:

Daha nasıl bir doyum bekliyorsun ki bu gece ?

Romeo:

Aşkının katkısız yeminini benimkine karşılık.

Juliet:

Onu sana verdim bile, sen daha istemeden,
Olsa da keşke bir kez daha versem.


Romeo:

Geri mi alacaksın yine? Peki, neden sevgilim ?

Juliet:

İçtenlikle geri vermek için sana.
Elimde olan bir şeyi istiyorum hem,
Cömertliğim uçsuz bucaksız denizler gibi,
Denizler gibi derin sana olan sevgim
Sana ne kadar verirsem o kadar çoğalıyor bende kalan,
Sonsuz çünkü ikiside

 

( Dadı,içerden seslenir )


Seslendiler içerden, hoşça kal, canım sevgilim!
Geliyorum dadıcığım! Unutma beni tatlı Montegue!
Biraz bekle şimdi gelirim

Romeo:

Ey kutsanmış mutlu gece!Korkuyorum gecedir diye
Bütün bu inanılamayacak tatlı şeylerin bir düş olmasından.


(Juliet içerden gelir)

Juliet:

İki kelime daha ,sevgili Romeo,
Sonra da gerçekten iyi geceler sana!
Saygıdeğerse aşkının eğilimi,
Amacın evlenmekse, bildir göndereceğim adamla,
O zaman tüm varlığımı sana adar,
Ardın sıra gelirim ta ölünceye kadar.


Dadı:

(İçerden) Küçük hanım!

Juliet:

Hemen geliyorum
(Romeo ya ) Ama kötüyse niyetin sana yalvarırım

Dadı:

(içerden) Küçük Hanım! Küçük Hanım!

Juliet:

Şimdi, Dadı, şimdi
(Romeo ya )Vazgeç bundan ,başbaşa bırak beni kederimle.
Yarın birini yollarım.


Romeo:

Ancak senle yaşar ruhum!

Juliet:

Binlerce kez iyi geceler sana!

Romeo:

Binlerce kez kahrolsun gece, senin ışığın yok ise
Öğrenciler nasıl ayrılırsa ders kitaplarından
Öyle koşar seven sevdiğine giderken
Okula nasıl canı sıkkın giderse öğrenciler,
Öyle ayrılır seven sevdiğinden.


( Juliet yine girer)

Juliet:

Hişt, Romeo, Hişt. Doğancı sesi gerek
Ayartmak için bu erkek şahini!
Kırık olur tutsaklığın sesi gür sesle konuşamaz;
İnletirdim yoksa yankının uyuduğu mağarayı.
Sesi benimkinden de çok kısılıncaya dek
Durmadan söyletirdim onun rüzgar sesine Romeo’nun adını
Romeo!


Romeo:

Ruhum ağırıyor benim adımla!
Geceleri ne de gümüşsü ses verir sevenlerin dilleri,
En yumuşak müziktir dinleyen kulaklara.


Juliet:

Romeo!

Romeo:

Söyle sevgilim.

Juliet:

Yarın saat kaçta göndereyim?

Romeo:

Dokuzda.

Juliet:

Mutlak gönderirim; daha yirmi yıl var sanki
Unuttum neden geri çağırdığımı seni.


Romeo:

Anımsayıncaya dek beklerim burada.

Juliet:

Büsbütün unuturum sen beklersen orada,
Anımsadığım için seninle olmanın hazzını.

Romeo:

Ben de beklerim sen unutasın diye,
Unuttuğumdan bu evden başkasını.


Juliet:

Neredeyse sabah olacak; artık git sen;
Yine de şımarık bir çocuğun kuşu gibi uzağa gitme;
Yaramazın elinden bir parça salıverip de
Sonra da verdiği özgürlüğü kıskanıp
İpek bir iplikle geri çektiği
Bukağı burulmuş bir tutsak gibi.


Romeo:

Keşke kuşun olsaydım!

Juliet:

Ne iyi olurdu tatlım!
Ama çok seveyim derken öldürürdüm seni.
İyi geceler! Romeo'm elveda!
Ayrılık öyle tatlı bir keder ki
Sabaha dek iyi geceler sana!

( Çıkar)

Romeo:

Uyku barınsın gözlerinde barış da gönlünde
Uyku da ben olsam barış da, ne tatlı bir dinlenme olur!
Şu bizim kutsal pederin varayım hücresine
Anlatıp bu mutlu olayı yardımını dileyeyim


(Çıkar)”



Eraslan Sağlam / 11 Şubat 2011 / Nihayet Kurtuluş!