Biraraya gelmeleri tamamen "kısmet"

"Babam İçin - Will" filminin güzel yönetmeni Ellen Perry ve başarılı yapımcısı Taha Altaylı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik: "Bizi kader biraraya getirdi."

"Babam İçin - Will"in Yönetmen ve Yapımcısı Birarada

 
 
Rudy Gioumourtas

Nasıl biraraya geldiniz?

Taha Altaylı: Kader... Bir arkadaşımız aracılığıyla tanıştık; Timothy Nicolas. HSBC Londra’da benim özel bankacılık işlerimi yürütenler ile Ellen’ın arkadaşının bankacılığını yapanlar aracılığıyla tanışmış olduk aslında. İlk buluşmamız da Londra’da Timothy’nin koridorunda oldu. (güldük)
Sonra proje hakkında konuşmaya başladık, bu arada ben Londra’ya gitmeden senaryoyu okumuş ve çok beğenmiştim. Ellen ile tanıştığımda ise filmi yapma kararını vermiştim.

Ellen Perry: Daha önce de dediğim gibi, kesinlikle "kısmet". Aynı hisler bende de vardı, ilk göz göze geldiğimizde bu işi birlikte yapacağımızı anlamıştım. Birkaç görüşmenin ardından iki ay sonra beraber çalışmaya başladık. O iki ay anlaşma süreciydi, bilirsiniz işin zor kısmı. (güldük)

 

 

Filmi çekme süreci nasıl işledi? En baştan en sona kadar?  

T.A. : Ellen’ın burada çok büyük rolü vardı, o sadece yönetmen değildi. Ben filmin yapımcısı olarak görünsem de bence gerçek yapımcı kendisi. Tabii Muharrem’in de çekim sürecinde çok önemli işler yaptığını söyleyebilirim. Ellen ile çalışmak çok güzel bir şey ama aynı zamanda çok dikkatli olmalısınız; sorumluluklarınızı zamanında yerine getirmeli ve dürüst olmalısınız. Kendisi ne yaptığını çok iyi bilen birisi, filmi bütün kalbini ve aklını vererek çektiğinden eminim.

E.P. : Çekim süreci çok zorlayıcıydı, sadece 42 günümüz vardı ve üç ayrı ülkede çekim yapmak zorundaydık. Türkiye ve İstanbul en çok zorlayıcı kısımdı, ekip değiştirdik ve üç haftamız vardı. O süre zarfında Olimpiyat Stadı'nda ve farklı şehirlerde çekim yaptık, helikopter çekimi yaptık ve daha bir sürü şey... Zaman sayacına bağlı gibiydik. (güldük) Çekimlerde hiç bir sahneyi atmadım çünkü lazım olabileceklerini düşünüyordum, sadece bir gün bir rötar oldu o da yağmur yüzündendi. Filmi bütün bunlara rağmen zamanında ve planlanan bütçenin altında bitirdik. Tabii bu, buradaki yapımcıların ve ekibin olağanüstü çalışmaları sayesinde oldu.

Bu güzel işbirliği, bir ortak yapımın daha habercisi midir? Aklınızda herhangi bir plan var mı?             

E.P.: Evet. Beethoven ile ilgili bir tiyatro oyununu yazmayı yeni bitirdik. 1787 – 1824 yılları arasında geçen bir hikaye. Bu hikaye Mozart ve Beethoven’ın tanışmış olması üzerine bir varsayım. Bu oyunu bir filme de dönüştürebiliriz elbette veya politik bir korku filmi üzerine gidebiliriz. Bence yapımcımız Muharrem de bu filmde yer almalı çünkü yüzü çok uygun. (güldük) Böyle bir film çekilecekse de mutlaka İstanbul’da çekilmeli diye düşünüyorum. Birlikte çalışmak tutku ve dürüstlük gerektiriyor. Taha ile çalışmak gerçekten mükemmel. (güldük)

T.A.: Evet, kesinlikle. Ellen ile birlikte iş yapmaya devam edeceğiz. Bu iş ister Türkiye ile bağlantılı olsun ister başka bir konu içersin, biz birbirimizi tanıyor ve seviyoruz. Ben Ellen’ın bir projesi olduğunu öğrendiğimde o projenin bir parçası olmaktan mutluluk duyarım. Bu işler iki taraflı işliyor elbette. Aramızda bu tutku ve güven olmasaydı herhalde Will’i çekemezdik.